18 Temmuz 2013 Perşembe

ŞAPKA İÇİN BOMBALANAN ŞEHİR


Giyecek kıyafeti zor bulan ama şapka giymeye mecbur bırakılan köylülerin düştüğü tiraji komik durum

Tarihi, hele de yakın olanını yeterince bilmiyoruz; daha da kötüsü bilmediğimizi de bilmiyoruz. Birileri çıkıp böyle böyle olmuştu diyerek gerçekleri anlatmaya çalışınca da ya anlatılanları kabullenmek işimize gelmiyor ya da yok ya bu kadarı da olur mu diyerek geçiştiriyoruz. Tabi ki her insan tarihini merak eder-etmeli ve öğrenmek için de gayret sarf etmeli.

Peki tarihimizi kimden ve nereden öğrenebiliriz? Okul kitapları çok ayrıntıya girmese de özet olarak ‘doğru tarih’i öğretmek durumundadır. Öyledir, ama Türkiye’deki uygulama maalesef böyle değildir. Maalesef okullarda okutulan ders kitaplarına gelince bu ve benzeri hadiseler yer almaz. Öyleyse geçmişte yaşanan bu tür hadiseleri öğrenebilmek için ekstra bir efor sarf etmeniz gerekmektedir. Ya araştırmacı yazarların kitaplarından konuyu öğrenmeye çalışacaksınız ya da internetten ve ya değişik kaynaklardan detaylı bir araştırmayı siz yapacaksınız.

Neyse asıl konumuza dönecek olursak :

Cumhuriyetin ilk yılları. Devrimler peşi sıra geliyor, şapka devrimi henüz uygulamaya konmuş... 

Böylece "batılılaşma ve modernleşme" adı altında halkın kendi değerlerine karşı yoğun bir saldırı başlamıştı. Bu vitrin düzeltme çabalarına halkın gönüllü katılımı doğal olarak söz konusu bile değildi. Halkın geleneksel giyimine, yaşam tarzına karşı yapılan tepeden inme müdahaleler birçok Anadolu şehrinde hoş karşılanmadı. Bunların şapkayla ilgili olanı ise büyük direnişlere neden oldu.

1925 yılının Ağustos ayında Mustafa Kemal Kastamonu'da halka şapkayla hitabet etti ve bundan böyle batılı kıyafetlerin giyileceğini ilan etti. Bakanlar Kurulu, kısa bir süre sonra 2413 sayılı kararname ile 2 Eylül 1925'de devlet memurlarına şapka giyme mecburiyeti getirdi.
Konya milletvekili Refik Bey ve arkadaşları, 15 Kasım 1925'de şapka dışında başlık giyilemeyeceğine dair kanun teklifini TBMM'ye verdiler. Bursa Milletvekili Nureddin Paşa bu teklifin anayasaya aykırı olduğunu öne sürdüyse de itirazı dikkate alınmadı. "Şapka İktisası Hakkında Kanun" 25 Kasım 1925'de kabul edildi.
Bu kanuna muhalefet edenin suçu neydi: “Hükümetin tespit eylediği kıyafetin dışında gayri kıyafet iksa edenler (giyenler) üç aydan bir yıla kadar hapis edilirler.” 
Şapka Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin ardından Devlet memurlarına şapka alabilmeleri için“Şapka Avansı” verildi! 80 lira Şapka Avansı verildiği günlerde bir ekmeğin fiyatı 5 kuruş idi! Yani 1600 ekmek parası ile bir şapka alınıyordu! Haliyle devlet memurlarının bir çırpıda şapka alabilmeleri mümkün değildi! Çünkü şapka bir aylık maaşlarını yutuyordu! Bu yüzden memurlara Şapka Avansı verilmesi uygun görülmüş ve taksitle bu avansları ödemesi kolaylığı getirilmişti!
Şapka Kanunu olarak bilinen bu kanunla, Müslüman olan Anadolu halkı inançlarına ters olan Batı tipi kıyafeti giymeye zorlanmıştır. Dolayısıyla halkın bu karara tepkisi de sert olmuştur. Başta Erzurum olmak üzere Rize, Sivas, Maraş, Giresun, Kırşehir, Kayseri, Tokat, Amasya, Trabzon ve Gümüşhane'de halk söz konusu kanunu protesto amacıyla sokaklara dökülmüştür. Bu protestoların en yoğun olduğu illerden biride Rize idi.

Rize Ulu Cami imamı Şaban Hoca, namazdan sonra etrafında toplanan kalabalığa “ Biz hükümetten akaid-i diniyye’ye hizmetkarlık ve bağlılık isteriz. İnanmayan inanmasın, fakat insanlara zulüm edilmesin. Tek isteğimiz sarığımıza, sakalımıza ve cübbemize dokunulmasın. Şapkayı giyenler giysin ama giymeyenler hapse atılmasın!” diye haykırmıştı.

Bu heyecanlı konuşmadan sonra coşan kalabalık, köylülerle birlikte hükümet konağına doğru yürüyüşe geçmişler.

Hiçbir şekilde şiddet içermeyen ve kimsenin yaralanmadığı Rize’deki bu gösteriler, dönemin siyasî iradesi tarafından isyan olarak değerlendirilmiştir. Sözde isyanı bastırmak için Rize sahiline gönderilen Balkan Savaşları’nın ünlü Hamidiye Zırhlısı, bütün halka gözdağı vermek adına şehri topa tutmuştur.



Hamidiye Zırhlısı
Direnişin giderek yayılma eğilimi göstermesi üzerine, İstiklal Mahkemeleri devreye girdi. Takrir-i Sükun Kanunu'yla birlikte tekrar gündeme gelen bu zulüm aygıtları, sadece şapka giymek istemedikleri için insanlara akıl almaz işkenceler yapmaya başladılar. Konya, Maraş, Giresun, Rize, Erzurum, Kayseri gibi şehirlerde "Gezici İstiklal Mahkemeleri" kuruldu.
Bu mahkemeler, ellerine geçen fırsatı değerlendirerek, şapka kanununa karşı çıkan muhalifleri şapka kanununa aykırı davrandıkları gerekçesiyle teker teker cezalandırmaya başladı. Bazıları ağır hapis cezalarına, bazıları ise idam cezasına çarptırıldı. Erzurum'da kurulan gezici İstiklal Mahkemesi, şehrin şapka giymeyi reddeden 30 kadar muhalifini asarak idam etti. Rize’de, 12 Aralık’ta yargılamalara başlayan mahkeme tam 143 kişi hakkında bir günde hüküm vermiş ve 13 Aralık’ta, 8 kişi idam cezasına; 14 kişi 15’er yıl, 22 kişi 10’ar yıl, 19 kişi 5’er yıl, kalanlar da değişik hapis cezalarına çarptırılmıştır. 14 Aralık’ta da idamların infazı gerçekleştirilmiştir.


Asılan sekiz kişi

Saatler sonra sehpadan indirilen şehitlerin cenazeleri ailelerine verilmedi. Rastgele açılan çukurların içine gömüyorlar. Yakınları tarafından cesetler çalınmasın diye de başlarına süngülü nöbetçiler dikiliyor. Ancak üç ay sonra ve gece çıkartılıp köylerine götürülmek şartıyla cesetleri ailelerine teslim ediliyor.
Hakimiyet-i Milliye gazetesi Rize olaylarıyla ilgili son haberlerinde de asılan şehitler için kin ve nefretini açığa vuruyordu; “Rize’deki mürteciler de ceza-yı Sezalarını buldular.
 Rize halkının, şehirde derin yaralar açan olaylar karşısındaki hissiyatını ‘Atma Hamidiye atma, şapka da giyeceğuz, vergi de vereceğuz’ şeklindeki türküyle ifade ettiğini bütün kamuoyu bilmektedir.”
İskilipli Atıf Hoca gibi ileri gelen kanaat önderleri ortadan kaldırıldı. Şapka nedeniyle resmen 170 kişinin asıldığı duyurulduysa da, gerçek sayının bundan çok daha fazla olduğu söylenmekte.
Peki, Rize ne yapmıştı ki toplarla terbiye(!) edilmeye, hizaya getirilmeye çalışıldı?  Rize’nin suçu neydi ki “atma Hamidiye din kardeşiyiz.”demesine bile aldırış edilmemiş ve Rize’ye yağan top yağmuru iki gün sürmüştü. Üstüne üstlük top yağmurunda ölen ve yaralananlar yetmemiş gibi 8 kişi daha idam edilmiş, 55 kişi de farklı hapis cezalarına çarptırılmış.

Rize ve benzeri yerlerin toplara hedef olmasının sebebi öz olarak “muhalif olmalarıydı, muhalefet etmeleriydi” Neye mi muhaliftiler? Şapkaya. Dolayısıyla devrimlere



         Bir çok insanın idam edilmesine neden olan  "Şapka Kanunu" günümüzde de halen varlığını sürdürüyor, ancak uygulanmıyor.


ATMA HAMİDİYE ATMA DİN KARDEŞİYİZ

“Atma Hamidiye atma atma 
Din kardeşiyiz bizi yakma 
Atma hamidiye atma atma 
Taktılar serpuşi kafamıza 

Atma Hamidiye atma atma 
VERGİMİ VERECEĞUM BİZİ YAKMA
Atma Hamidiye atma atma 
SÜRGÜN ETMA bizi yakma “


Konu ile ilgili videolar :











O Bok Kokan Bahçelerde Kimler Oynamıştı ? 
KimlerSuçu Bir Çoban Peşinden Sürüklenen Koyunlarmı 
İsmaili Yavuz Yapan Öğretmenin Utanmalı 
Yakın Tarih Yalan Tüm Kitaplar Yakılmalı 

Nesin Köpekleşti Neyzen Harbi Rezil 
Sarhoşken Geçtiğin O Köprü Sırat Değil 
Tabirince Annen Belli Baban Belli Değil 

Putperestlik Hayli Moda 
Kalbim Temiz Diyenlerin 
İç Tarafı Hayli Kara 
Osmanoğlu Gerçek Atam 

Her Geçen Gün Uzaklaştın Özünden 
Bab-ı Ali Ekranlarda Anlatılır Bir Piçin Kaleminden 
Sen Böyle Çarpıtırken Lan Vicdanın Sızlamazmı 
Neden Ezan Sesinden Rahatsıztır Kulakların 

Atma Hamidiye Atma Atma 
Din Kardeşiyiz Bizi Yakma 
Atma Hamidiye Atma Atma 
Taktılar Serpuşi Kafamıza 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder